Reklam Alanı

Bir diziden daha fazlası

Bir diziden daha fazlası. Kurtlar Vadisi

Bizim artık milletçe şu eziklik duygumuzdan kurtulmamız ve somut adımlar atmamız lazım. Ünlü bir yabancı takım, Türk takımıyla maç yapıyor, eğer Türk takımı yenmiş olursa sanki o devleti fethetmiş gibi bir hava estiriliyor.

Bir dizi veya film çekiliyor, orada yabancı devletlere, istihbaratlara gerçekte ve şu şartlarda yapamayacağımız şeyleri dizi ve film oyuncuları yapıyor yine seviniyor, o ülkeyi ele geçirmiş gibi havalara giriyoruz.

Müslüman memleketlere küresel emperyalistler saldırıyor, bir kahraman filmi çekiliyor. Halk sanki bütün her şeyin intikamı alınmış, bütün sorunlar çözülmüş psikolojisine bürünüyor.

Ama gerçekte uluslararası yaptırım yapma gücümüz bile yok denecek kadar az. ALLAH aşkına kuru fasulye, buğday gibi temel ve ülkemizde bolca bulunan gıda kaynaklarını dışarıdan ithal eden bir ülke nasıl yaptırım yapabilir ? Nasıl bu kadar saf olabiliyoruz ?

Söyleyeyim, çünkü bu içimizdeki eziklik psikolojisi...

Çünkü içimizde yıllardır ezilen,zulüm gören müslümanlara yardım edememenin ezikliği ve vicdan azabı var.Yalan da olsa, hatta sosyal medyadan da olsa emperyalist ve siyonistlere haddini bildirmek hoşumuza gidiyor. Bu tür dizi ve filmlerde buna yarıyor.

Rambo Polat Alemdar, Murad Alemdar

Irak'ta askerimizin başına çuval geçirildi, akabinde Kurtlar Vadisi Irak çekildi. Adeta gururumuzu okşadı ve çuval sahnesiyle adeta intikamımızı almış hissettirdi.Ama gerçek hayatta o çuval skandalını yapan Amerika ile stratejik ortaklığa devam ettik.

Ardından Mavi Marmara da 9 vatandaşımız hayatını kaybetti ve İsrail yine zalimliğini yaptı.Bu olayın ardından Kurtlar Vadisi Filistin çıktı ve yine gururumuzu okşayarak adeta 3 kahramanımızla İsrail ordusunu yerle bir ettik.Bu da içimizde ki o ezikliği bir nebze giderdi.Adeta gazımızı aldı.Ama gerçekte olanlara gelince yine tam bir fiyasko. İsrail Başbakanı Netenyahu telefonda özür diledi dendi, duyan gören yok. Ardından tazminat isteniyordu, mahkeme İsrail yargılanamaz hükmü verdi ve davayı kapatma yoluna gitti. Elimize geçen ne ? Koca bir hiç. Tabi bir de kimsenin duymadığı ve varsayılan İsrailin özrü...

Bu dizi ve çıkartılan film serileri adeta toplumda ki biriken gazı alma görevi görmeye başlamış ve bir maden suyu vazifesini görmeye ne yazık ki başlamıştır.

Bakın benim burada ki amacım hakaret ve diziyi kötüleme değil, ben burada dizinin yaptığı olumsuz etkileri vurguluyorum.Ben bu diziye karşı değildim ancak maalesef dizi bağımsızlıktan çıktı ve propaganda aracı oldu.Bunu tarafsız olarak bakan herkes görebilir.Şimdi gelelim bu tür dizilerin görmemizi engellediği gerçeklere.Önce uluslararası yaptırımdan başlayalım.

Uluslararası yaptırıma gelince lafta şu şartlar içindeki devleti o kadar kudretli gösteren bir medyamız var ki görende gerçekten lafımız dinleniyor sanır. Misal verelim ''one minute '' olayı. Öyle süslendi öyle sunuldu ki olayın iç yüzünü bilmeyen ve meseleyi tam dinlemeyip anlamayanlar kalkıp sayın Erdoğan'ı '' Davos Fatihi '' ilan ettiler.

Oysa o sözde restten sonra sayın Erdoğan çıkıp aynen şöyle dedi;

''Benim orda ki tepkim moderatöreydi. Yoksa ne İsrail halkına ne de Simon Peres'e karşı yapılan bir tepkiydi.''

Ama insanlar bu geri adım atışı ve özrü görmedi, sadece sözde çekilen resti gördü ve havaalanına sayın Erdoğan'ı karşılamaya koştu. Ama ne karşılama Davos Fatihi, Osmanlı Torunu v.s v.s...

Peki bu sözde restten aylar sonrasında ne oldu? Mavi Marmara...

Mavi Marmara ile ilgili öyle ilginç bir olay var ki bunu Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak bile dile getirmişti.

Mavi Marmara gemisine bineceklerin isimlerini sadece Türk hükümeti biliyor ve isim listesi sadece hükümet yetkililerine verilmişti. Ancak şu var ki gemiye yapılan baskın sırasında göz altına alınıp özellikle sorgulanacakların ismi daha önceden belirlenmiş halde ve isimlerin bulunduğu listenin gemiye baskın yapan İsrail'li askerlerin elinde olması iddiasıydı. (1)





Abdurrahman Dilipak'ın bu iddialarının videosunu izleyip sizde görebilirsiniz (2)

Çok garip değil mi ? Bunu hükümet yandaşı Abdurrahman Dilipak'ta söyledi. Ayrıca şu da var ki Mavi Marmara gemisine bazı Akp'li vekillerde ismini yazdırmış ve onlar da Filistin'e gidecekti, ancak ne hikmetse bunlar son anda gitmekten vazgeçmişlerdi.

Bir garip iddia da şudur ki, Mavi Marmara gemisinde bulunanları İsrail de sorgulayan kişinin Rafael Sadi olduğu iddia edilmesidir. Peki Rafael Sadi kim ve neden öne çıkan ve dikkat çeken birisi ? Çünkü Rafael Sadi Başbakan Erdoğan'ın okuldayken sıra arkadaşı olması dolayısıyla dikkat çeken bir isim.



Dış politikadaki skandallarla devam edelim. 

* 2003'te ki A.b.d'nin Irak işgali. Ne yazık ki Irak'ı Türkiye hükümeti olarak A.b.d'ye 8.5 milyar dolar kredi ve Irak'ın yeniden yapılanmasında rol oynayacak inşaat ihaleleri için müslümanları A.b.d'ye teslim ettik. 7 deniz ve 6 hava limanımızı A.b.d askerlerine açarak lojistik (silah ve mühimmat transferi) desteği sağladık.

* Gelelim 2006'da ki İsrail - Lübnan savaşında yaptığımız bir ciddi hataya.Lübnan'a İsrail saldırmış ama buna rağmen İran destekli Hizbullah'a karşı İsrail çok ciddi yara almış ve bölgede tutunması çok zor hale gelmişken, pat bir tezkere çıkararak Türk askerini barış gücü olarak Bm şemsiyesi altında Lübnan'a gönderilmesine onay vermek ve İsrail'e nefes aldırarak Lübnan'ı tekrardan bombalamasını sağlamak.

* 2011'de ki Nato'nun adeta haçlı birliği oluşturarak, Kaddafi'yi bahane ederek aslında Libya petrollerini ele geçirmek ve Büyük Ortadoğu Projesi'nin genişletilmiş hali olan Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesinin hayata geçirmek amaçlı olan Libya işgaline.Çok canımı yakan nokta şudur ki denizden yapılan bombalama ve kuşatmaya Türkiye olarak bizde gemilerimizi göndererek orada ki müslüman kanına ortak olduk. 5 savaş gemisi ve 1 denizaltı göndererek.

* Bu olaylardan sonra yetmedi Nato'nun Hava Kuvvetleri Komutanlığı geçici süreyle İzmir'e getirildi. Bunda ki amaç daha sonra ortaya çıktı ki oda Buradan kalkan Fransız uçakları NAto şemsiyesi altında gitti Mali'yi işgal etti ve yine müslüman kanının akmasına dolaylı olarak sebep olduk. Daha sonra bu misyon gerçekleştikten sonra Nato'nun İzmir Hava Üssü törenle lağvedildi. (Bir başka işgale kadar)

*Patriotlar, Malatya'ya kurulan kürecik radar üssünü hiç söylemiyorum.İşin kötü yanı komutası yani kontrol etme yetkisi bizde değil Nato'da...

* Myanmar. Garip ve kimsesiz müslümanlarla, onları yakıp yıkan ve yok etmeye çalışan zalim Budistlerin ortak diyarı. O sene çok iyi hatırlıyorum bu olaylar Ramazan ayına denk gelmiş ve fitre ve zekatların Myanmar için toplanması teşvik edilmiş ve bu sonuç vermiş duyarlı ama saf müslümanlar Myanmar'a yardım için gayret sarf etmişlerdi.Ama ne yazık ki sonucun yine fiyasko olacağı ilk dakikalardan belli olmuştu.

Nasıl mı ? Anlatalım.

Sayın Dışişleri Bakanımız Ahmed Davudoğlu ve Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan hanımla birlikte Myanmar yardımları yani hem Başbakanlık'ın hem müslümanların zekat ve fitrelerini tek bir elden orada ki müslümanlara dağıtılması için gidilmişti.Ama vahim bir hata Dışişleri Bakanı tarafından yapılarak Myanmar Başbakanı ile adeta dostane pozlar vererek fotoğraf çektirmeler.Emine Erdoğan'ın ve beraberinde ki heyetin Budist rahiplerle oturup hasbihal etme görüntüleri bir yana. Bunlar siyaseten yapılması gerekebilir diyelim. Ama asıl vahim hata şu olmuştur. Bölgeye gelen Kızılhaç adlı yardım kuruluşuna teslim edilen yardımlar yarı yarıya dağıtılmış olup yarısı Budist halka yarısı Müslümanlara şeklinde dağıtılmıştır.

Bu iddia çok vahimdir ve üstü örtülerek konuşulmamıştır.Sonuçta olan müslümanların fitre ve zekatlarına olmuştur.

Bu kadar vahim Dış politika hatalarından, bu kadar müslüman kanının vebalinden, bu kadar acizlikten sonra dizilerle, futbol veya basketbol maçlarıyla kendini tatmin ederek.Bu işler olmaz.

Ağır Sanayi adına yapılan hiçbir şey yok. Yerli silahlanma ve yerli yazılım adına elde somut hiçbir şey yok. Yerli uçak, yerli savaş gemisi adına hiçbir gelişme yok. Çıkan bir iki askeri helikopter modellerinin haberleri ile çıkan bir iki modifiye edilmiş tank haberleriyle, yerli uydumuzu fırlatıyoruz haberleriyle nereye kadar kandıracaksınız. Ey saf halk sende daha nereye kadar kanacaksın.Fırlatılan uydunun her bir parçası ayrı bir ülkeden sadece adı Göktürk bu mu yerli uydu ?

2 sene öncesine kadar Anka adlı insansız hava aracı yapıldı.Yazılım skandalı yaşandı ve yazılımın İsrail'e ait olduğu anlaşıldı çalışma tekrar baştan başladı.

Uçak üretiyoruz lafı da bir efsanedir. Daha geçen günlerde bir haber çıktı. Uçak koltuklarını bile yeni üretmeye başlamış bir ülkeyiz.Ayrıca silahlanma düşmanda ki aynı veya benzer silahları üretmekle olmaz.Ondan daha üstününü üretmekle olur.Yoksa sen 100 tane uçak üretirsin düşman ordusunda 100 tane uçak olduğunu farz edelim sen üretirken düşmanda ki uçak sayısı 100'se o da 100 tane daha üretir 200 yapar. Yine geride kalırsın.

Son olarak vermek istediğim mesaj şudur;

Ben bu vatanın bir evladıyım ve yapılan yanlışlara karşı susamam ve susmamamız gerekir.Çünkü müslüman yanlışa göz yumamaz, bu vatan hepimizin. Bizler müslümanız,din kardeşiyiz. Ama bu kadar müslüman kardeşlerinin kanı bulaşan ellerle ahirette halimiz nice olur? Yanlış yapanları uyarmalıyız, gücümüz yetiyorsa elimizle, yetmiyorsa dilimizle engellemeli, eğer bunu da yapamıyorsak kalbimizden buğz etmeliyiz. Ama asla yapılan zulümlere ortak olmamalıyız..


Dipnotlar:

1-) http://www.halkhaber.org/2013/05/25/abdurrahman-dilipak-mavi-marmara-gemisindeki-kisilerin-listesi-sadece-hukumette-vardi-ve-israilde-de-ayni-liste-bulunuyordu/

Hiç yorum yok

Küfür, hakaret içeren yorumlar, spam sayılarak kaldırılacaktır. Üçüncü şahıs ve kurumlara karşı yapılan yorumlar, yorum yapanın sorumluluğundadır. Sadece Gerçek dergisi ve editörleri bu yorumlardan sorumlu tutulamaz.