Reklam Alanı

Samirileri bilir misiniz?

Samirileri bilir misiniz?

Samirîler

“Şomronim”, İbranice “S-M-R” fiil kökünden türemiş “görüp gözeten, bir şeyi dikkatle izleyen” anlamına gelmektedir. Samirîler Yahudiliğe benzer bir dine inanmakla birlikte Yahudiler tarafından Yahudi kabul edilmeyen bir topluluktur.

Samirîlerin tarihi oldukça eskidir. M.Ö. 722 yılında Kuzey İsrail Krallığı yıkılınca, Asur İmparatoru Sargon, bura halkından 30.000 kadarını alıp Asur ‘a ve Medlerin şehirlerine sürmüş; Babil, Kuta ve Avar ‘dan adamlar getirerek İsrailoğullarının yerine yerleştirmiştir. Böylece Şomron şehrinin sakinleri ortaya çıkmış ve bunlara “Şomronim” denmiştir.

Eski Bir Samirî – Filistin – 1910

Tanah ‘ın II. Krallar Kitabında Samirîlerin nasıl Yahudileştiği anlatılır. Yahudiler, Yahudiliğe ihtida edenSamirîleri Yahudi olarak kabul etmez. Yahudiliğe ihtidanın mümkün olmasına rağmen, Samirîlerin samimi olmadıkları bahanesiyle onları Yahudi Cemaatinden saymazlar. Yahudiler, Samirîleri sürekli dışlamışlardır. Hatta Samirîler kullanıyor diye İbrani harfleriyle yazılan Aramca ‘yı terk etmişlerdir.

Yahudiler ile Samirîler arasında bir çok fark vardır. Yahudilerin Tevrat ‘ı ile Samirîlerin Tevrat ‘ı arasında altı bine yakın fark bulunmaktadır. Samirîler, Kudüs ‘ün yerine Gerizim ‘i kutsal mekan olarak kabul ederler ve kendilerini gerçek Yahudi olarak görürler.

Samirîlerin İnanç Esasları

İnançlarının temel dayanağı Tevrat ‘tır. Tevrat ise Musa ‘ya vahyedilen beş kitaptan ibarettir. İnanç esasları da buna uygun olarak beştir:

* Eşi ve yardımcısı olmayan Allah tektir. Sıfatları insan sıfatına benzemez.
* Musa ; Allah ‘ın yegane resulü ve bütün devirler için de peygamberdir. Vahy onunla son bulmuştur. Onun gibi peygamber bir daha gelmeyecektir.
* Tevrat, mükemmel ve tamdır. Hiçbir zaman değişmeyecek ve neshedilmeyecektir.
* Gerizim dağı ebedi hayat yurdu, bereket dağı ve Allah ‘ın yeryüzündeki tek makamıdır.
* Yeniden dirilme günü olacaktır. İyiler cennetle, kötüler cehennemle mükafatlandırılacaklardır.

Samirîlerin ibadet şekilleri Müslümanlarınkine çok benzer. Müslüman gibi abdest alırlar. Abdestte, sırasıyla elleri, ağzı, burnu, yüzü, kulakları, sağ ayak ve sol ayağı yıkarlar. Abdest esnasında Tevrat ‘tan parçalar okurlar. İbadet dili Aramca ‘dır.

İbadet yerleri, Müslümanların mescidi gibidir. Yahudilerin Sinegogları gibi içeride masa veya sıra bulunmaz. İbadetlerinde rüku ve secde vardır. İslami namaza benzer namaz kılarlar. Bazı araştırmacılara göre Samirîlerin bu tür ibadet etmelerinin sebebi; uzun süre İslam egemenliği altında yaşamalarından kaynaklanan etkileşimdir. Fakat Yahudilerinde uzun süre İslam egemenliğinde kaldıkları ve etkilenmedikleri göz önüne alındığında bu iddianın gerçeği yansıtmadığı görülür.

Günümüzde Samirîler

Yahudiler tarih boyunca hiçbir zaman Samirîleri gerçek Yahudi olarak görmemişlerdir. Samirîler buna rağmen varlıklarını günümüzde de sürdürmektedirler. Samirilerin sayısı günümüzde yaklaşık 1.000 kişi kadardır. Bunların tamamına yakını İsrail ve Filistin’de yaşamaktadırlar. Günümüz Yahudileriyle oldukça farklı olmalarından dolayı; Samirîleri Yahudilerden ayrı bir dini topluluk olarak kabul etmek ve Samirîlerin kendilerini gerçek Yahudi olarak görmelerine rağmen Yahudi dininden farklı bir dini inanca sahip olmalarından dolayı Samirîliği farklı bir din olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.


Samiri dağı, Gerizm

Bir Kayıp Millet: Samiriler

İsrailoğullarının ortadoğuda yaşadığı eski çağlarda yerel Filistin halkları ve bir kısım israiloğullarının karışık evliliklerinden ortaya çıkan bir halktır Samiriler. Kuran’da geçen Samiri kelimesiyle alakalarının ne kadar olduğu konusuna girmeyeceğim. İlgilenenler Nuh Arslantaş‘ın Samiriler isimli kitabından okuyabilir. Samirilerde asıl ilgimi çeken şey namaz kılmaları, oruç tutmaları, zekat vermeleri, hacca gitmeleri ve Allah’ın birliğine inanmalarıdır. Yani İslamla birçok ortak noktalar taşımaktadırlar. Bu millet bugün dünyada 700 kişi civarındadır.

Samiriler tarih boyunca uğradıkları çeşitli katliamlar, iştirak ettikleri ayaklanmalar sonucu bugün nufüs olarak az konumdadır. Bunun önemli nedenlerinden biri de Samirilerin kendilerinden olmayanlarla evlenme konusundaki kapalı sosyal yapılarıdır. Yahudilerle aralarındaki en büyük ihtilaf mabedin (kıblenin de diyebiliriz) Kudüs’te değil de Gerizim dağında olduğuna inanmalarıdır. Samiriler Musa (a.s)’dan sonra peygamber kabul etmezler. Bu nedenle mabedi Kuduse inşa ettiren Hz. Davud ve Hz Süleyman’ı da (a.s.m) eleştirirler. Bu onların kendi inanç meseleleleridir bu kısım onların inancı bağlamında değerlendirilmedir.

Samirilerin inanış ve uygulamalarındaki islamla örtüşen durumlar, Yahudilik ve Hristiyanlıkta bugün bulunmuyor. Nuh Arslantaş Yahudilerin ibadetlerinde de secde olduğunu, fakat Yahudi din adamları tarafından kaldırıldığını belirtmektedir. İlk dönemlerinde Hristiyanların içinde Yahudiliğin uygulamalarını benimseyen kişilerin olduğunu Pavlus Romalılara yazdığı mektubunda bizzat söyler ve sonra batıni bir metotla tüm ritüellerin ve ilahi yasaların geçersiz olduğunu, herşeyin Mesih’e iman etmekle yükümlülük olmaktan çıkacağını savunur. Bu anlayış bugün yaygın olan Hristiyan mezhepleri tarafından aynen kabul edilir.

Samirilerde tevhid anlayışı

Samiriler tıpkı İslamdaki gibi Allah’ın bir ve benzersiz olduğuna, ortağı ve aracısı bulunmadığına inanır. Bunu tıpkı müslümanların yaptığı gibi “Allah’tan başka ilah yoktur” şeklinde dile getirirler.

Peygamberler

Samiriler Adem, Şit, Nuh, İbrahim, İshak, İsmail, Yusuf, Musa ve Harun (a.s.m)’a kadar olan peygamberleri kabul ederler. Onlara göre Musa a.s Peygamberlerin en büyüğüdür. Allah ona Tevrat’ı vermiştir.

Samiri Tevrat’ı

Samiri Tevrat’ı ile Yahudi Tevrat’ı arasında 6000 kadar farklılık olduğu söylenmektedir. Samiri Tevrat’ı İbranice olmakla beraber, Aramca, Arapça ve Yunancaya da çevirileri yapılmıştır.

Samiri Namazı, abdest ve gusl

Müslümanlar gibi Samiriler de namaz kılar. Namazları günde 2 vakittir. Namazlarında rukü ve secde vardır. Namazdan önce abdest alırlar. Müslümanlarınkinden tek farkı ise kulak ve boynun meshinin olmamasıdır. Nitekim boynun meshedilmesinin bidat olduğu hadislerden anlaşılmaktadır. Anadolu ve aynı kültürü miras almış coğrafyalar dışında yaşayan müslümanlar da boyunlarını meshetmezler. Gusl de müslümanlardakine benzer şekilde uygulanmaktadır. Bu kısa hatırlatmadan sonra oruca geçelim.

Samiri Orucu

Samiriler müslümanlar gibi bir günü akşamleyin güneşin batışından ertesi gün güneşin batışına kadar olan süre olarak kabul ederler. Oruçlarını müslümanlardan farklı olarak tam birgün tutarlar. Oruç esnasında uyumak, yemek içmek ve cinsellik yasaktır.

Gerizm dağı ve mabet

Samiriler çeşitli dönemlerde Gerizm dağı üzerine mabet inşa etmişlerdir. Bu mabetler bugün ayakta değildir. Fakat dağın kutsiyeti aynen kabul edilir. Müslüman ve yahudilerden farklı olarak Kudüs’e önem vermezler. Musa’ya vahyin Tur dağı değil, Gerizm dağında geldiğini kabul ederler.

İslam döneminde Samiriler

Samiriler İslam hakimiyeti altına girdikten sonra o güne kadar yaşadıkları baskı ve katliamlardan kurtulmuşlardır. Kaleme alınan Samiri eserleri de çoğunlukla bu dönemde yazılmıştır. İlim üzerine yoğunlaştıkları nokta tarih olmuştur. Bilinen en meşhur tarihçileri Ebu’l Feth Es-Samiri’dir. Bu şahıs yazım dili olarak Arapçayı kullanmıştır. Çeşitli dönemlerde yaşanan karmaşalardan etkilenseler de müslümanlar tarafından hoşgörüyle karşılanmış, hatta devlet içlerinde önemli görevlere yükselmişlerdir. Müslümanlar Pers ve Romalıların aksine onları getto oluşturmaya ve tecrit olmaya zorlamamışlardır. Bunun nedeni gayrı müslimlere karşı Kuran ve sünnetin koyduğu ölçülerdir; çünkü Allah ve Rasulü İslam hakimiyetinde yaşayan gayri müslimlerden cizye alınması karşılığında onların can, mal ve inanç emniyetlerini müslümanlara yüklemiştir.

Sonuç

Samirilerin bugün varlıkları ve kaynakları bize İslam’ın eski çağlardan beri ortak noktalarla peygamberler aracılığı ile günümüze taşındığını gösterir. İtikadından, uygulamasına tüm peygamberlerin aynı dini tebliğ ettiklerini ve insanlar tarafından aksatılan noktalar oldukça davetin yenilendiğinin yaşayan kanıtı Samirilerdir. 

Samiriler, Yahudilerin büyük Babil sürgünü ile bugünkü İran ve Harran bölgeleri civarına gönderilmesiyle, arkalarında bıraktıkları topraklara Asur kralı tarafından özel olarak gönderilip yerleştirilen halk. Yerleştikleri bölgeye Samiriye denir, ve kutsal olarak bilinen Gerizim dağı merkezli civar bölge bu isimle adlandırılır.

Tanah'taki anlatıma göre sürgüne giden Yahudilerin yerine yerleştirilen bu halk, o bölgede yaşayan aslanların sürekli saldırıları sonucunda iyice bunalırlar ve burayı terkeden insanların dini inanışlarına göre bir tanrı inancı ve tapınma biçimiyle durumun düzeleceğinden şüphelenerek bunu Asur kralına bildirirler. Bunun üzerine kral Yahudi sürgünlerinin arasından bir rahibi geri göndererek yeni yerleşimcilere kendi dinlerini öğretmesini ister. Şahıs geri dönerek onlara Tanah'a dayalı dini kuralları ve kaideleri öğretir. Yahudi geleneğinde Samirilerin kökeni bu şekilde bilinir.

Yahudiler tarafından Yahudilik-dışı görülürler. Samirilerin Tevrat'ı, Yahudilerin Tanah'ından farklıdır. Dini uygulamalarında da birçok fark gözlemlemek mümkündür. Müslümanlardaki abdeste benzer bir abdest alma ve namaza benzer hareketleri olan bir ibadet biçimleri vardır ve ibadethanelerinde oturmak için yer bulunmaz.

Buraya kadar Vikipedia'nın bilgisi ama aslında gerçek böyle değildir. Yahudiler peygamberlere (a.s) isnad ettikleri yalancılık ve ahlaksızlıkların yanı sıra tarihi de değiştirmeye çalışmışlardır ama bizim kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim, bize daima yol göstericidir.

Samirilerin asıl kökeni Musa a.s Tur dağına ilahi emirlerin yazılı olduğu Tevrat tabletlerini almaya gittiği sırada israiloğullarını kışkırtıp yanlarındaki altın ve mücevheratı vermelerini istedi ve daha sonra ise bunlardan bir buzağı heykeli yaptı ve ona daha önce Cebrail a.s'ın(Musa a.s'la görüşmeye geldiğini görüp o zaman toprağı alıyor) atının bastığı yerdeki toprağı aldı ve buzağı heykelini içine koydu ve aynı canlı bir buzağı gibi rüzgar vurdukça böğürür gibi ses çıkarıyordu ve daha sonra İsrailoğullarına Musa tanrısını burda unuttu dedi Musa'nın konuştuğu tanrı bu dedi(Haşa).

İsrailoğulları'nın daha önce ALLAH c.c'u sürekli görme isteği yüzünden bu teklif onların nefislerinin işine geldi ve buzağıya tapındılar ve ALLAH onlara bu olaydan sonra lanet etti ve israiloğullarının lanetlenmesi bu şekilde olmuştur.

Musa a.s Tur'dan döndüğünde karşılaştığı manzara karşısında şaşkına döndü ve kardeşi olan Harun(a.s) peygambere ey harun israiloğullarını ben sana emanet etmiştim bu halde ne böyle diyerek hesap sorar ve olan biteni Musa a.s'a anlatır bunun sonucunda ise Musa a.s Yahudilerin lanetlenmesine sebep olan Samiriye şu bedduayı eder:Sen israiloğullarının lanetlenmesine sebep oldun dilerim ALLAH'tan hiçbir yerde rahat görmeyesin,hiç kimse tarafından kabullenmeyesin,kıyamete kadar sen ve soyun insanlar tarafından kabul görmesin diye beddua ediyor ve o günden sonra Samiri'yi kimse görmüyor.

Dipnotlar
1) vikipedi.com 
2) Taha Suresi (86 - 96 ayetler tefsiri)
3) arastiralim.com

Hiç yorum yok

Küfür, hakaret içeren yorumlar, spam sayılarak kaldırılacaktır. Üçüncü şahıs ve kurumlara karşı yapılan yorumlar, yorum yapanın sorumluluğundadır. Sadece Gerçek dergisi ve editörleri bu yorumlardan sorumlu tutulamaz.