Merkeziyetsiz Sanal Devletler Dönemi. Bitnation nedir? Yönetişim 2.0 nedir?

Merkeziyetsiz Sanal Devletler Dönemi. Bitnation nedir? Yönetim 2.0 nedir?

Bitnation nedir? Bunun tanımına girmeden önce size ID2020 projesine kısaca değinmek istiyorum. Daha önce bu konuya blog yazımızda detaylıca değinmiştik. ID2020 projesi kapsamında planlanan hedeflere göre, önümüzdeki on yıl içinde 1 milyardan fazla insanın mülteci durumuna düşeceği belirtiliyor ve bu insanların devlet bazında takibi meselesi sebebiyle ID2020 projesi çerçevesinde, göz retinası ile eşleşen dijital kimlikler verilmesi hedefleniyor. Projeye kimler destek vermiyor ki; Rockefeller (Foundation) Vakfı, Bill ve Melinda Gates Vakfı ve dahası...

ID2020 projesi hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz...



Bitnation nedir?


Bitnation kendi tarifleriyle aynen şudur; 


Bitnation, dünyanın ilk bağımsız sınır ötesi gönüllü milletidir. (DBVN). Bitnation faaliyetlerine Temmuz 2014'te başladı ve dünyanın ilk blockchain evliliği, doğum belgesi, mülteci acil durum kimliği, Dünya Vatandaşlığı, DBVN Anayasası ve dahasını sağladı. Web sitesi konseptinin kanıtı, Blockchain ID ve kamu noteri de dahil olmak üzere, dünya çapında on binlerce Bitnation Vatandaşı ve Elçilikler tarafından da kullanılıyor. Bitnation UNESCO'nun 2017 Netexplo Ödülü kazanmış ve Wall Street Journal, Bloomberg, BBC, CNN, WIRED, VICE, TechCrunch, The Economist, Russia Today ve diğer yayınlarda yer almıştır.


Bitnation 2014 yılında kuruldu. Kurucusu ise Susanne Tarkowski Tempelhof'tur. 

Susanne Tarkowski Tempelhof

Bitnation'ın kurucusu Susanne Tarkowski Tempelhof, babasının on yıldır vatansız olduğu Fransız-İsveçli bir ailede büyüdü. Blok zinciri teknolojisinden ilham aldı ve Bitcoin, onu eğitime ve ulusal güvenliğe genişletmesi için ona ilham verdi, bu da yavaş yavaş modern başlangıç ​​şirketi Bitnation'ın omurga kavramlarına dönüştü. Bitnation, 14 Temmuz 2014'te Tempelhof tarafından kuruldu.

Bu sanal ve merkeziyetsiz devletin bir de kripto parası bulunmakta. O da Ethereum ağı olan ERC-20 üzerinde üretilmiş bir tokendir. Birçok altcoin de bu ağ üzerine kurulmaktadır. Ethereum'un eşler arası akıllı sözleşme teknolojisi onun bu açıdan çok kullanışlı olmasını sağlamakta.

Bitnation ülkesinin parasının adı Pangea'dır. Kısaltması ise XPAT'tır.  XPAT, bir sözleşme uygulama mekanizması olarak hizmet veren ve Yargı Yetki Alanımız olan Pangea'daki itibar sistemini yöneten bir ERC20 tokenidir.

Pangea; 

1) Sözleşmeler yapmak ve tamamlamak veya sözleşmelerle ilgili anlaşmazlıkları tahkim etmek,

2) Yüksek puanlı hizmetler sunan uluslar ve topluluklar oluşturmak, 

3) Kullanıcılar tarafından yüksek puan alan akıllı sözleşmeler geliştirmek ve güncellemek için üç adet takas edilemeyen alt jeton (token) verir.

Kullanıcılar popülerlik yarışmalarını önlemek için diğer kullanıcıları değil, yalnızca akıllı sözleşmeleri ve ülkeleri derecelendirebilir. AL, (Yapay zeka) kullanıcıları belirlenmiş kriterlere göre değerlendirir. Yeterince takas edilemeyen itibar jetonları biriktirdiğinizde, Air Miles veya Amazon puanlarına benzer şekilde XPAT ile ödüllendirilirsiniz.

Singapur, İsviçre, Estonya, Belize ve Hollanda'da yerleşik Bitnation kuruluşları ve 30'dan fazla ülkede Bitnation Büyükelçilikleri ve Konsoloslukları bulunmaktadır. Bitnation'ın genel merkezi Hollanda'nın Amsterdam kentindedir ve temel katkı sağlayıcıları dünyanın her yerine yayılmıştır.Bitnation blockchain (blokzincir) üzerinde Ethereum tabanlı merkeziyetsiz akıllı sözleşmeler üzerine kurulmuş, sanal, merkeziyetsiz, bir devlet olarak türünün ilk örneğidir. Her ne kadar merkeziyetsiz dense de bu tartışmaya açıktır.

Zira ulus devletlerin çöküşünü küreselciler istiyor. Ulus devletlerin yıkılışı için de merkeziyetsizleştirme ve sonraki evrede ise mülksüzleştirme var. Bunu aslında şirketler istiyor. Şirketler dünya çapında yönetimi devletler elinden alıp, tek bir dünya devleti yapmak istiyor. Bu devlette ise insanlara belirlenmiş temel gelir verilecek, sosyal kredi sistemi kurulacak, insanların özel mülkü olmayacak, bu mülkleri şirketler insanlara kiralayacak.

Ulus devletler farkında olmadan otoriterleştikçe, aslında bu küreselcilerin ekmeğine yağ sürüyorlar. Zira otorite, baskı ve denetim, isyanı ve sosyal patlamaları getirir. Bu da yine devlete zarar verir. Bu isyanlar neticesinde kıvılcımı daha da büyütecek hareketler yaşanırsa, ulus devletler daha da zor duruma girerler. Ama birçok ulus devleti bunun farkında değil. Farkında olanlar da koltuğunu kaybetmeme derdinde olduğu için ilerideki sorunları pek düşünmüyor.

Bitnation; akıllı hükümetler, akıllı devletler gibi gelecek kavramların öncüsüdür. Akıllı hükümetler ve yönetim 2.0 sürecini anlatmadan önce biraz da Sanayi 4.0 sürümünü ve bununla gelecek para 4.0 sürümüne değinelim.

Sanayi 4.0 dönüşümü ile beraber para 4.0 gelecek


İş ve emek ile kazanılan para değerini kaybetti. İstediğin kadar emek sarfet. Fakirleşmeni hızlandıracak. Emek savunucuları evde Gestapovari oluşumlar kontrolünde calışarak fakirleşecek. Patronundan ve devletinden yardım ile kitlenecek.


Sanayi 4.0 Para 4.0


Yatırım yapmış kendini orta sınıf sananların yatırımları, bunları regüle eden devlet tarafından eritilecek. Yeni ekonomiyi kabul etmekte güçlük çekecekler. Kriptolar vergilendirilecek, merkezi borsalar, bankalar ve diğer kuruluşlar buna önayak olacak (Paypal, İninal vs.)

Halk borçlandırılacak, borcunun karşılığında elindeki tek değerli varlıklar olan toprak ve altınları bankalar aracılığıyla elitlerin eline geçecek. Doğal tarım ve hayvancılığa adeta savaş açılacak, kendi kendine yetene pek dokunmasalar da endüstriyel bazda üretim yapanlar, yeni üretim modeli olan yapay ve suni yetiştirmeye zorlanacak, direnen olursa ezilecek.

Altın hakkında size pek bir şey söylenmiyor ama işler sarpa sararsa, aşağıda 1933 yılında çıkarılan KHK ile devletin, halkın elindeki altına nasıl çöktüğünü görürsünüz. KHK'nın detayı şöyle;

1933 yılında Franklin D. Roosevelt tarafından imzalanan bu kanun hükmünde yer alan kararnameye göre; ABD’de bulunan vatandaşların altın para, külçe ve sertifikası bulundurmaları yasaklanmıştır. Bu kararname aslında, vatandaşların, altınlarını bankaya götürerek ons başına 20.67 dolar ile takas etmeleri gerektiği anlamına geliyordu. ABD vatandaşları sahip oldukları altınları, 25 gün içerisinde, ABD Merkez Bankası’na (FED) teslim etmemeleri halinde 160 bin dolarlık para veya 10 yıllık hapis cezasına çarptırılacaklardı.

Karar 1929 Büyük Buhran sebebiyle alındı. Ancak fatura, elitlerin kuklası olan idarecilere değil, gariban halka kesilmişti. O zamandan bu yana değişen pek bir şey yok. Peki buna karşı ne yapılabilir?

Yapamazsınız, bu azmış, nasihate kapalı, aptallığının farkında olmayan kibirli yığınlar, başıboş çobansız sürü gibi dolaşmakta. Farkındalığını arttırmışlar da kendilerini yalnız ve güçsüz bulmakta. Kitlesel bir tepki lazım ama yığınların aptalca taşkınlığı değil, çoban kontrolünde, kontrollü ve hedefe kilitlenen bir füze gibi kuklaya değil, kuklacılara vurmak lazım. O gün gelene kadar sürünmeye devam.

Yönetim 2.0: Sınırsız, Merkeziyetsiz, Gönüllü


Yapay zekanın gündelik yaşama daha fazla girmesiyle birçok alana müdahil olmasını adım adım izleyeceğimiz günler yaklaşıyor. Bu müdahil olacağı alanlar arasında hükümetler de var. Akıllı hükümetler dönemiyle bizi bambaşka boyutta yönetimler beklemekte.

Bitnation'da bu akıllı hükümet ve devlet tanımının sadece bir prototipi diyebiliriz ve arkasında Birleşmiş Milletler'in alt grubu olan UNESCO'nun bile desteği bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler bilindiği gibi küreselcilerin, devletlere uluslararası yaptırımları dayatması için kurulan bir organizasyondur. Adeta bir ahtapot gibi alt kuruluşları ile tüm üye devletlerin kılcal damarlarına kadar sızmıştır. Her neyse Birleşmiş Milletler'i bırakıp Bitnaiton'a ve Yönetim 2.0'a dönelim.

Bu zamana kadar devletlerin rejimleri değişti, liderleri değişti, kanunları değişti ama bu zamandan sonra devlet tanımı, ulus tanımı gibi kavramlar da değişecek. Zira Yönetim 2.0 ile Dünya Vatandışlığı yani tek dünya devleti adımının somut ama sanal bir adımı atıldı. Ulus devletler, bunun kendi varlıklarına karşı bir tehdit olduğunu gördüklerinde interneti kısıtlamaya gitmeyi düşünebilirler.

Burada da devreye parlatılmış çocuk Elon Musk giriyor. Starlink uyduları ile yüzlerce uyduları boşuna yörüngeye yollamıyor. Zira devletler kendilerine tehdit gördükleri interneti kısıtlamaya giderse, en ücra köydeki birine bile interneti kesintisiz ve kısıtlamasız bir şekilde ulaştırmak için atılıyor bu uydular. Yani dünya hükümeti, tek dünya hükümeti için atılıyor. Neuralink adlı beyin çipi projesi ise bazı hastalara fayda sağlamak için üretilse de ileride insanları yarı insan yarı terminator yapma düşüncesinin sadece başlangıcı denilebilir. Zira artık insanlığı Transhümanizm çağına hazırlıyorlar.

Yani kadınları erkeksileştiriyor, erkekleri ise kadınsılaştırıyorlar. Böylece ortak bir paydada buluşturarak, dizayn edilmiş, belli bir kalıba sokulmuş, fıtratı bozulmuş, cinsiyetsiz bir toplum inşa ederek, tek dünya devletine, tek tip insan istiyorlar.


Bitnation'un ulus devletlere karşı olduğu şu açıklamalarında açıkça görülmektedir;

Bitnation, güvenlik ve anlaşmazlık çözümü de dahil olmak üzere daha uygun, güvenli ve düşük maliyetli Kendin Yap Yönetişim hizmetleri sunarak ulus devlet oligopolünü bozmak için tasarlanmıştır.


Devlet oligopolü ile kast edilen devletin baskın gücü ve tekelleşmesini kastediyor. Yani gücün birkaç zümrede toplanarak, insanlara kurduğu üstünlüğü kastediyor. Aslında ilk bakıldığında kulağa hoş gelse de insanların organize olması küreselciler tarafından istenmiyor. Bunu da insanlara merkeziyetsizlik tuzağı ile sunuyor. Merkeziyetsizlik ise bambaşka bir konudur ve bu yazıda anlatılamayacak kadar uzundur. Uzunluğu sebebiyle de bu yazının içeriğine zarar verir.

Akıllı ve sanal hükümetler çağı


Akıllı ve sanal hükümetler çağı henüz daha yolun çok başında, tıpkı Bitnation gibi... Ama olgunlaştığında birçok insanın bu hükümet ve devletlere yöneleceğini söyleyebilirim. Zira ulus devletler kontrolü kaybetmemek için baskı yaptıkça, küresel çete ellerini ovuşturuyor. Çünkü baskı, insanları ulus devletlere karşı kışkırtacak bir unsurdur.

Bunun sonucunda da yoksulluk ve açlık sınırında yaşayan insanlar bu sanal devletlere mülteci olarak gönüllü olarak başvurabilir. Ancak bu büyük bir tuzaktır ve bu tuzak sadece ulus devletleri değil, özgür olarak yaşamak isteyen insanlara da büyük bir tuzaktır.

Bu tuzağa çekiş yöntemlerinden birisi de bu sanal devletlerin; "Evrensel Temel Gelir" denilen balla kaplı zehir olması muhtemeldir. Peki nedir bu evrensel temel gelir...

Evrensel Temel Gelir; Dünya Vatandaşı olan insanlara mülksüz bir hayat karşılığında, çalışmasa bile geçineceği miktarda düzenli olarak verilen bir maaş denilir. Ancak bu maaş bildiğiniz maaşlardan ve bildiğiniz paralardan olmayacak.

Herkesin şahsına özel barkodlu bir hesabı olacak ve bu hesaba yatacak. Ancak bu paradan ziyade bir puan gibi olacak. Bu puan ise davranışlarına göre azalabilecek. Bu azalma sebebiyle de bazı hizmetlerden mahrum kalma, hatta sistem dışına atılma gibi tehlikeleri de barındıracak.

Tüm dünyaya bunu yapmak istiyorlar. Sınırları kaldırmak, tüm insanlığı takip altına alıp denetimli bir şekilde idare ve sevk etmek istiyorlar. Ne yazık ki bunları da gönüllü olacak bir yığın aptal sayesinde kolayca gerçekleştiriyorlar.

0 Yorumlar

Yorum Gönder

Küfür, hakaret içeren yorumlar, spam sayılarak kaldırılacaktır. Üçüncü şahıs ve kurumlara karşı yapılan yorumlar, yorum yapanın sorumluluğundadır. Sadece Gerçek dergisi ve editörleri bu yorumlardan sorumlu tutulamaz.