Sadece Gerçek logo

Yapay Zeka, Transhümanizm, Koronavirüs, İmplant Çipler ve 5G İşbirliği ile Gelecekteki Yeni Dünya Düzeni

Yapay Zeka, Transhümanizm, Koronavirüs, İmplant Çipler ve 5G İşbirliği ile Gelecekteki Yeni Dünya Düzeni

Televizyonlarda doktorların kısır tartışmaları, ekonomistlerin felaket senaryoları tartışılıyor, haber bültenlerinde ise vakaların istatiksel verileri açıklanıyor fakat yeni bir düzene geçileceğini tartışanların sayısı çok az. Onların da çoğu bir takım gerçekleri saklıyor ve gizliyor. Dünyanın halini anlatırken, gidişatın berbat olduğunu söylemelerine transhümanizm ve yapay zeka konularına değinmelerine rağmen, sanki Türkiye’nin kurtarılmış bölge olduğu gibi tavırlar takınıyorlar. Oysa Türkiye olayların göbeğinde, bu geçmişte de böyle oldu şimdi de böyle. O yüzden aşağıda belirteceğimiz mevzuları dikkatle okumanızı tavsiye ederiz.

Konuya girmeden önce yapay zekayı iyice anlamamız gerekir. Yapay zeka kavramı, yani düşünen, karar veren ve kendi kendini geliştirebilen bilgisayarlar veya bilgisayarlar kontrolündeki robotlara verilen addır.

 

Yapay zeka kavramı daha önceden bilimsel çevrelerce tartışılsa da insanların gündemine bilimkurgu filmlerinin kült eserlerinden sayılan Terminatör serisi ile girmiştir. Bu süreçten sonra da teknolojinin gelişimi, akıllı telefonlar, sürücüsüz araçlar gibi teknolojiler de bu konuyu sürekli gündem de tutmuştur. Upgrade filmini izleyenler bilirler. Orada bütün düzeni kuran, emirleri veren sadece bir çipti. Çip büyük bir holdinge sahipti ve kendisini bir bedene entegre ettirerek, bedeni ele geçiren yine o çipti. Bu film bilimkurgu gelse de RFID çipler, yıllar öncesinde bedene takılmaya başlandı. Elbette RFID çipler işin başlangıcıydı artık hedeflenen nanoçipler, yani özetle atom kadar küçük ve vücuda entegre olunduğunda neredeyse anlaşılmayacak çip çalışmaları.

Tabi bunlar ütopik gelebilir fakat bir yıl öncesine kadar 3 milyar insanın bir virüs yüzüyle eve kapanacak deseydim, bu da size ütopik gelebilirdi fakat şimdi kendinizi eve kapatıyor ve hatta sosyal medya hesaplarınızdan evde kal diye mesajlar veriyorsunuz. Yaşamınız bilimkurgudan farksız fakat iddialara ütopik diyerek kendini rahatlatmaya çalışıyorsun. Oysa küresel baronlar, planlarını çoktan belirledi. İnsanlık dijital çağa giriyor. Bu çağ ile birlikte özgür insan nesli, yerini her an takip edilebilen insan nesline bırakıyor.

Zaten bu dijital çağın ayak izlerini çok önceden atmaya başladılar ve önce zihinleri alıştırdılar. Her köşe başında ve dükkanlardaki güvenlik kameraları, mobeseler, kredi kartları, navigasyon uygulamaları gibi birçok yenilik dijital çağın ayak seslerinin sadece bir parçasıydı.

Sigortayı düşük yatırmak için işçilere maaşlarının bir kısmını elinden veren üç kağıtçı patronları saymazsak, maaşlarını elden alan kişi sayısı neredeyse kalmadı gibi. Herkesin parası hesabına yatıyor. Yani nakit eline pek geçmiyor. Maaşın bir kısmı kiraya, bir kısmı faturalara, bir kısmı kredi kartı ekstresine, mutfak alışverişine ve kıyafetlere gidiyor ve hesaba yatırılan para cepte durmadan tekrar piyasada dolaşıyor. Tabi bu ekonominin faizsiz kısmı, faizli kısmı girecek olursak, buraya sığmaz yazılacaklar. Ekonomi konusunu kapatıyoruz ve bir başka gerçeğe parmak basıyoruz. Nedir o? Kuşak farkları.

 

X,Y ve Z kuşağı neslinin arasındaki farklar ve Transhümanizm

Y kuşağı ve Plüton Akrep: Mektupların yerini kısa mesajların, günlüklerin yerini ise İnstagram, Snapchat, Whatsapp ve Facebook hikayelerinin aldığı dönem arasında büyümüş, gençliğimizi o geçiş döneminde yaşamış neslin çocuklarıyız.

1981-1996 aralığında doğan Y kuşağını 1960-1980 kuşağı yani X kuşağı yetiştirdi. Ben ve akranlarım, yani Y kuşağında olanlar, bir yandan şanslı bir yandan da en şanssız kuşak. Çünkü bizler, X kuşağının eski hasletlerini benliğimizde bulundurmamız ve bu değerlerle yetişmemize rağmen, bizim kuşak milenyuma geçerken çocukluğunu, milenyum çağının içinde de gençliğini yaşamış bir kuşak oldu. Böyle olunca da milenyumun teknolojik gelişmelerle birlikte getirdiği yeni değerler düzinesi, bizi iki arada bıraktı.

1996‘dan sonra doğan Z kuşağı ise tamamen milenyum değerleri ile yetiştikleri için; X kuşağını mentalite olarak neredeyse hiç tanıyıp anlayamaz, fakat bizi yani Y kuşağını yaş itibariyle tanır ve genelde de biz Y kuşağını; eski kafalı, düşük zekâlı ve çağdışı olarak bilinçaltındaki kodlara işlerler. Şüphesiz haklı oldukları noktalar vardır. Çünkü biz Y kuşağı her ne kadar milenyum çağında gençliği yaşasak bile, temelden iyi aile eğitimi alan Y kuşağı temsilcileri, genelde örf ve adetlere daha ılımlı, insanlara karşı daha sabırlı olurlar.

Z kuşağı ise gelişen teknoloji ile birlikte hızlı yaşama adapte olduğu için, birçok şeye çabucak ulaştığı ve beklemeyi öğrenemediği için sabırsız ve tahammülsüzdür. Bu tahammülsüzlükleri, onları bencilce davranmaya ve yalnızlığa iten bir durumdur. Öte yandan Z kuşağı genelde aileleri tarafından; herkesten iyisin, herkesten özelsin, herkesten zekisin gibi aile içi popülizm’in kurbanı olmuş bir nesildir. Bu direktifleri alan Z kuşağı kendini özel hissettiği için diğer kuşaklara göre daha kibirli ve bencil olur.

Öte yandan Z kuşağı aile içi popülizm’in dışına çıktığında, dışarıdaki hayatta özel olmadığını, herkes gibi olduğunu görünce bir bunalım yaşar. İşleri de yolunda gitmezse, bu bunalımın boyutları ve süresi de artar. İşte bu noktaya gelen Z kuşağı, genelde nefret ettiği Y kuşağına yani bize yanaşır. Y kuşağının Plüton Akrep’leri ise bu dönemde en çok aranılan insanlar arasında olacak. Y kuşağında ve Plüton Akrep’im. Gerçekten de Z kuşağı genelde bizden haz etmez ama bize gelir. Şimdi ise Z kuşağını da geride bırakacak, hatta ona rahmet okutturacak bir nesil hazırlanıyor. Onları da Z kuşağı yetiştirecek.

Transhümanizm; insanın fiziksel ve bilişsel yeteneklerinin artırılması ve yaşlanma ve hastalanma gibi arzu edilmeyen veya gereksiz görülen yönlerinin ortadan kaldırılması amacıyla teknoloji ve bilimden faydalanılması gerektiğini öne süren uluslararası bir entelektüel ve kültürel hareket olarak tanımlanır fakat bu tanım eksiktir.

Transhümanizm denilen anlayışın içinde cinsiyetçi bir toplum yoktur. Erkeklik ve kadınlık törpülenmiş, baskı altına alınmıştır. Bunun yanında din, aile, örf, anane gibi koruyucu yapılar, transhümanizm anlayışına göre düşman kavramlardır. Bunlardan kurtulmak gereklidir. Transhümanizm gerçeğinin cinsiyet boyutunu daha detaylı irdelemek ve öğrenmek için aşağıdaki resme tıklayarak, bu konudaki yazımızı okuyabilirsiniz.

 

LGBT, PEDOFİLİ VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

 

Transhümanizm çağının ahlaki değerleri ve kültürel anlayışı farklı olduğu gibi ekonomik ve sosyolojik anlayışı da farklı olacak elbette. Bu çağın gerçeği elektronik paralar olacak. Yani sanal para. Blockchain teknolojisi ile herkesin bir ID numarası olacak ve herkesin hesabına giren çıkan miktar, paranın kimden gönderildiği, kime gönderildiği istisnasız ve tamamı ile kayıt altına alınacak ve herkesin hareketi takip edilecek. Elektronik para olduğu için elden ele verme devri kapanacak ve yaptığınız bir yardım ile belki de ileride suçlanarak hapse atılacak, belki terör suçlusu sayılacaksınız.

Bu konuda yazılanlar size uçuk geliyorsa bir de Popular Science adlı dergide yer alan Çin’in Dijital Distopya konusunu aktaralım;

 

Çin sosyal kredi sistemi ve dijital distopya


Distopya nedir? 

Çoğunlukla ütopik bir toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılır. Distopik bir toplum otoriter – totaliter bir devlet modeli ya da benzer bir başka baskıcı sistem altında karakterize edilir. Kelime ilk defa John Stuart Mill tarafından kullanılmıştır.

Çin’in sosyal kredi sistemi

Aşağıdaki Anons Pekin-Şanghay Hızlı Treninde Yapıldı.

Sayın yolcular;
 

Biletsiz seyahat eden, kamu düzenini bozan ya da kamuya ait alanlarda sigara içenler mevzuat uyarınca cezalandırılacaktır. Ve bu tür davranışlar, bireylerin kendi sistemine kaydedilir. Olumsuz kayıtlardan sakınmak için lütfen yönetmeliklere uyum sağlayıp, tren ve istasyonlardaki düzenin korunmasına yardımcı olunuz.

Her ihlalde bir ceza puanı alan vatandaşlar, bu tür bir durumda seyahat kısıtlamasına maruz kalabilir. Böyle bir anons, George Orwell’in ünlü romanı 1984’e aşina olanlar için, yakın gelecekte karşılaşılacak karanlık bir distopyanın başlangıcı gibi görünüyor.

Tüm bu verilerin daha başka hangi amaçlarla kullanılabileceği konusu da önemli. Örneğin hükümeti yolsuzlukla suçladığı için sosyal kredisi düşürülen gazeteciler de mevcut. Yani sistem bazı vatandaşları, deyim yerindeyse kafasına göre cezalandırabilir. Çin’in otoriter rejimi, halkın yararına kullanılabilecek dijital teknolojilerin dijital diktatörlüğe dönüşmesi için son derece uygun bir zemin.[1]

Kuşak mevzusunu önemli ve kısaca yerlerine değindikten sonra, yapay zeka ve Coronavirüs konusuna geri dönelim. Amerika’da aylık olarak çıkan; teknolojinin kültür, siyaset ve ekonomiye etkisi konusunda yayınlar yapan Wired adlı dergideki 8 Şubat 2020’deki bir yazıyı aşağıda sizlerle paylaşacağız.

Yapay Zeka(Al) Coronavirüs’ü nasıl izliyor?

Makine öğrenimi programları, web sitelerini, haber raporlarını ve sosyal medya yayınlarını ateş veya solunum problemleri gibi belirtiler açısından analiz ediyor.

Çin’de daha ölümcül bir şekilde büyüyen CORONAVIRUS ile yapay zeka araştırmacıları, hastalığın başka bir yere yayılabileceğine dair ince işaretler için sosyal medyaya, web’e ve diğer verilere makine öğrenme teknikleri uyguluyorlar.
Yeni virüs, Aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıktı ve küresel ve acil bir sağlık durumunu tetikledi. Virüsün ne kadar ölümcül veya bulaşıcı olduğu ve zaten ne kadar yayılmış olduğu belirsizliğini koruyor. Enfeksiyonlar ve ölümler artmaya devam ediyor. Yetkililer tarafından Cuma günü yayınlanan rakamlara göre, Çin’de şu anda 31.000’den fazla kişi hastalığa yakalandı ve 630 kişi öldü.Harvard Tıp Fakültesi baş yenilik sorumlusu ve sağlık trendleri için sosyal medya bilgilerinin madenciliği konusunda uzman olan John Brownstein, sosyal medya yayınları, haber raporları, resmi halk sağlığı kanallarından veriler ve bilgiler yoluyla tarama yapmak için makine öğrenimi kullanan uluslararası bir ekibin bir parçasıdır.

Çin dışındaki ülkelerde virüsün uyarı işaretleri için doktorlar tarafından tedarik edildi.Program, doktorların potansiyel vakaları bildirdiği bir coğrafi alandan solunum problemleri ve ateş gibi spesifik semptomlardan bahseden sosyal medya yayınlarını arıyor. Doğal dil işleme, sosyal medyada yayınlanan metni ayrıştırmak için kullanılır; örneğin, haberi tartışan biri ile nasıl hissettiklerinden şikayet eden biri arasında ayrım yapmak için kullanılır. BlueDot adlı bir şirket, Çinli yetkililer acil durumu kabul etmeden önce, koronavirüsü Aralık ayı sonunda tespit etmek için (eski sosyal medya kaynakları ile) benzer bir yaklaşım kullandı.Brownstein, “ABD’deki gözetim çabalarına geçiyoruz” diyor. Yetkililerin kaynakları tahsis edip yayılmasını etkili bir şekilde engelleyip engellemeyecekleri virüsün nerede yüzebileceğini belirlemek çok önemlidir. “Nüfusun büyük bölümünde neler olduğunu anlamaya çalışıyoruz” diyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, yeni enfeksiyonların oranı son günlerde, Çarşamba günü 3,900 yeni vakadan Perşembe günü 3,700 vakaya, Cuma günü 3,200 vakaya kadar biraz yavaşladı. Bununla birlikte, yayılmanın gerçekten yavaşlayıp yavaşlamadığı veya yeni enfeksiyonların izlenmesi daha zor hale geldiği açık değildir.

Şimdiye kadar, diğer ülkeler çok daha az koronavirüs vakası rapor ettiler. Ancak virüsün yayılması konusunda hala yaygın bir endişe var. ABD, uzmanlar böyle bir hareketin etkinliğini ve ahlakını sorgulasa da Çin’e seyahat yasağı koydu. Johns Hopkins Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, virüsün dünyadaki ilerlemesinin resmi rakamlara ve vakalara dayalı olarak bir görselleştirmesini oluşturdu.

Sağlık uzmanları, şiddetli akut solunum sendromu (SARS) gibi önceki salgınları takip etmeye çalışırken bu tür sosyal, web ve mobil verilere erişemediler. Ancak sıradan soğuk algınlığı ve grip semptomları hakkında geniş bir spekülasyon, söylenti ve yazı çorbasında yeni virüs belirtileri bulmak zorlu bir iştir. Brownstein, “Modeller, insanların kullanacağı terimleri ve biraz farklı belirti kümesini düşünmek için yeniden eğitilmelidir.

Buna rağmen, yaklaşımın, samanlıkta büyük bir koronavirüs veri iğnesini tespit edebildiğini kanıtlamıştır. Brownstein, Çin sosyal medyasını ve haber kaynaklarını izleyen meslektaşlarının 30 Aralık’ta grip benzeri bir salgın hakkında bir rapor kümesine uyarıldığını söyledi. Bu DSÖ ile paylaşıldı, ancak durumun ciddiyetini doğrulamak zaman aldı.

Brownstein, yeni vakaları tanımlamanın ötesinde, uzmanların virüsün nasıl davrandığını öğrenmesine yardımcı olabileceğini söylüyor. En fazla risk altında olanların yaşını, cinsiyetini ve yerini resmi tıbbi kaynakları kullanmaktan daha hızlı belirlemek mümkün olabilir.

Northeastern Üniversitesi’nde, büyük popülasyonlarda bulaşmayı modelleme konusunda uzmanlaşmış bir profesör olan Alessandro Vespignani, en gelişmiş yapay zeka araçlarını kullanarak bile sosyal medya yayınlarından yeni koronavirüs örneklerini tanımlamanın özellikle zor olacağını söylüyor, çünkü özellikleri hala tamamen açık değil. “Yeni bir şey. Geçmiş verilerimiz yok” diyor Vespignani. “ABD’de çok az vaka var ve etkinliğin çoğu medya tarafından, insanların merakından kaynaklanıyor.”

Ancak Vespignani, hastalık ABD’de daha yaygın bir şekilde yayılırsa, sosyal medyaya, haber raporlarına ve tıbbi bilgilere makine öğrenimi uygulayarak yayılmasını izlemenin daha kolay olması gerektiğine inanıyor. Yapay zekayı diğer tekniklerle birleştirmek “çok güçlü olabilir” diyor Vespignani.

Gönüllüler tarafından veya koronavirüs hakkında bilgi sunmak için kurulmuş web siteleri aracılığıyla toplanan kitle kaynaklı bilgiler de çaba için önemlidir. Brownstein, ABD’de milyonlarca kişiye çevrimiçi ve sağlık sağlayıcı portalları aracılığıyla sağlık tavsiyesi sunan Boston merkezli bir şirket olan Buoy ile çalışıyor. Buoy, başka bir veri kaynağı olarak Brownstein ve diğerlerini besleyerek koronavirüse sahip olabileceğinden şüphelenenler için tavsiye sunacaktır.

Ulusal Sağlık Enstitüleri’ndeki araştırmacılar tarafından yürütülen Çinli bir doktor topluluğu web sitesinden kitle kaynaklı verilerin analizi, pandeminin erken aşamalarında Wuhan’da yeni vakaların bildirilmesinde gecikmelerin bir resmini ortaya koyuyor. Ayrıca 15 yaşından küçüklerin daha çabuk iyileştiğini göstermektedir.

Diğer sinyaller, farklı ülkelerdeki sağlık görevlilerine yanıt hazırlamalarına yardımcı olabilir. Mobil cihazlardan gelen sinyaller, uçuş ve tren güzergahları ile birlikte, epidemiyologların virüsün ve muhtemelen yörüngenin yayılmasının bir resmini oluşturmasına yardımcı oluyorlar.

İngiltere’nin Southampton Üniversitesi’nde profesör olan Andy Tatem ve meslektaşları kısa süre önce, virüsün ortaya çıktıktan sonraki günlerde virüsün Wuhan’dan nasıl çıkmış olabileceğini modellemek için Çin arama şirketi Baidu tarafından sağlanan akıllı telefonlardan anonimleştirilmiş geçmiş verilerini kullandılar.

Başka bir araştırmacı grubu, bulaşıcılığı modellemek için popüler Çin uygulaması WeChat’in arkasındaki Çinli şirket Tencent’ten veri kullandı. Bu, Çinli yetkililer tarafından getirilen seyahat kısıtlamalarının, hastalığın yayılmasını birkaç gün yavaşlatabileceğini ve karşı önlemler için kritik zaman sağladığını göstermektedir. Benzer teknikler, bulaşma yayılırsa diğer ülkelerdeki yayılmayı tahmin edebilir.

Ve virüsün henüz ne kadar yaygın seyahat edebileceği belirsiz olsa da, en büyük endişenin, bununla mücadele etmede yeterli sağlık kaynağı olmayan ülkelerde ortaya çıkabileceğini söylüyor. Ve virüsün henüz ne kadar yaygın seyahat edebileceği belirsiz olsa da, en büyük endişenin, bununla mücadele etmede yeterli sağlık kaynağı olmayan ülkelerde ortaya çıkabileceğini söylüyor. [2]


Peki bu yazıda ne denmek isteniyor? Gelin biraz buna değinelim.

Yazıda yapay zeka algoritmaları ile Çin’deki salgının izlendiğini ve muhtemel hastalık taşıyıcıların hangi ülkelere gittiğini ve bunu da sosyal medya hesapları, haber siteleri hatta bazı kullanıcıların telefonlarındaki uygulamalar üzerinden takip edildiğini ve salgının tahmini olarak Çin’den sonra nerede yayılacağı gibi tahminleri yapay zeka ile tahmin edebileceğimizi, ancak bunun için daha fazla veriye ihtiyaç olduğunu anlatıyor. Yine virüsün henüz yeni ve yapay zekanın tanımadığı bir virüs olduğu için yanılma payının olduğunu da belirtiyor.

Ancak bu yapay zekanın anlatılan iyi yönü, anlatıldığı masum yönüne göre ileride salgının hangi ülkede görülebileceği tahmin edilerek önlem alınabilir dayanağı ile hazırlanan bu yazı, yapay zekanın kötü ellerde neler yapabileceğinden bahsetmiyor.
Covid-19’un laboratuvar ürünü olduğu iddiasını kabul ederek düşünelim. Covid-19’u tanımlayan, insan anatomisini bilen ve Covid-19’a karşı insanın savunma mekanizmasını çözen bir yapay zeka, ileride yeni üretilecek bir laboratuvar virüsüne, savunma mekanizmasını tamamen etkisiz bırakacak ve hatta insan beynine saldıracak bir RNA dizilimi önererek, yeni bir virüs üretilmesine yardımcı olursa, bunun sonuçları nereye varır?

COVID-19 bir yapay zeka değil ama diğer yeni versiyon virüsler de bunu uygulamaya çalıştıkları aşikar. Örneğin yukarıda verdiğimiz yazıda; bir sonraki salgının yerini tahmin etmede değer olabileceğini iddia etmekteler. Bu uygulama Kanadalı şirket, Blue Dot aralık sonlarında salgını haber ortaya ilk kuruluş olmuş.

Lancet adlı haftalık hakemli genel tıp dergisi, dünyanın en eski, en prestijli ve en iyi bilinen genel tıp dergilerinden biridir. İşte Lancet adlı dergideki makalenin bir kısmını sizinle paylaşıyoruz;
“Makine öğrenimi modelleri, bu verileri yeni koronavirüsün bir sonraki aşamaya gelebileceği en olası yeri tahmin etmek için kullanır ve bu, sınır kontrollerinin nerede ve nasıl yapılacağını bildirebilir.” Bugün Lancet Dijital Sağlık’ta yayınlanan Kaiyuan Sun ve meslektaşları tarafından yapılan bir araştırma, bir salgının ilerlemesini yeniden yapılandırmaya yardımcı olmak ve bir sağlık acil durumu bağlamında hasta düzeyinde ayrıntılı veriler sağlamak için haber raporlarını ve sosyal medyayı izleme gücüne tanıklık ediyor.Çin sadece salgının merkezinde değil, aynı zamanda COVID-19 salgınının yönetilmesine yardımcı olmak için AI(yapay zeka) kullanımında da büyük bir rol oynamaktadır. Pekin merkezli bir yapay zeka şirketi olan Infervision, algoritmasını COVID-19’u diğer solunum yolu enfeksiyonlarından farklı olarak akciğer görüntüleri üzerinde tespit etmek için kullanıyor.Yapay zeka uygulamaları arasında, romatoid artrit, barisitinib[2] için onaylanmış bir ilacın virüse karşı etkili olabileceğini bildiren Benevolent yapay zekası ve Imperial College London. yapay zeka algoritmaları, viral replikasyonu durdurabilecek altı yeni molekül tasarlamış.[3] Bakın dikkatinizi çekerim bunları yapay zeka tasarlıyor, insanlar değil. Aynı makaleye devam edelim;


Çin sadece salgının merkezinde değil, aynı zamanda COVID-19 salgınının yönetilmesine yardımcı olmak için AI(yapay zeka) kullanımında da büyük bir rol oynamaktadır. Pekin merkezli bir yapay zeka şirketi olan Infervision, algoritmasını COVID-19’u diğer solunum yolu enfeksiyonlarından farklı olarak akciğer görüntüleri üzerinde tespit etmek için kullanıyor.
Velislava Petrova, şu anda Cenevre’de UNAIDS(Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Programı), en son ve en etkili yapay zeka uygulamaları üzerinde çalışan bir virolog (Cambridge Üniversitesi, Cambridge, İngiltere). Petrova; “Sınırları, işletmeleri ve benzerlerini kapatmak yerine yeni koronavirüsün etkisini kontrol etmek için daha sürdürülebilir bir yol bulmaya çalışıyoruz” diyor. 

Velislava Petrova, UNAIDS - Birleşmiş Milletler HIV-AIDS Programı - Coronavirüs - sadecegercek.net
Petrova, Infervision’un yapay zeka uygulamasının COVID-19 tanılarını ve izlemesini hızlandırarak bu süreçlerin yükünü en aza indirdiğini vurgulamaktadır. “Daha fazla tarama yapıldıkça, algoritma virüsle birlikte doğruluğu öğrenir ve geliştirir.”
Petrova, “Yapay zekanın değeri, mevcut COVID-19 salgını gibi bir senaryoda klinisyenler üzerindeki yükü azaltarak devreye giriyor” diye açıklıyor.[4]Virüs eğer yapay yolla yapılmış ise öğrenme yönü geliştirilebilir. Bunu da ileride geliştirilecek yeni laboratuvar virüsü versiyonlarında kullanılabilir. Ölümcül Deney film serisini bilenler, virüs üzerinde nasıl gelişmeler sağlandığını hatırlayacaklardır. Sanırım filmdeki gibi bir Umbrella şirketi olayı yaşayabiliriz.

İmplant Çipler ve Coronavirüs ile mücadele

WikiLeaks kurucusu Julian Assange ne demişti; “Bu son özgür nesil.” İmplant çiplerin Corona ile hızla kabul ettirilmesinden sonra, bu sözü daha anlaşılır oldu. İmplant çip nereden çıktı şimdi diyebilirsiniz. Biz söylemiyoruz, üçüncü dünya ülkelerini aşılaya aşılaya bir hâl olan Microsoft’un kurucusu; “Bill Gates” diyor. Gelin aşağıdaki bir haberi sizinle paylaşalım.

 

Mikroçip, Bill Gates, Corona, Yeni Dünya Düzeni


Peki tam olarak ne diyor Bill Gates? Coronavirüs ile mücadelede mikroçipleri kullanacak. 
Microsoft kurucu ortağı Bill Gates, koronavirüs için kimin test edildiğini ve kimin aşılandığını gösterebilen “dijital sertifikalara” sahip insan vücuduna yerleştirilebilir çipleri başlatacak.

64 yaşındaki ve halen teknolojinin lokomotifi birisi ve Forbes’a göre dünyanın en zenginlerinden olan Gates, bu projeyi; Reddit ‘Bana Her Şey Sor’ oturumu sırasında COVID-19 Coronavirus Pandemisi hakkındaki soruları yanıtlarken açıkladı.

Gates, sosyal mesafeyi korurken işletmelerin nasıl faaliyet gösterebileceği sorusuna yanıt veriyordu ve “Sonunda kimin iyileştiğini veya test edildiğini veya bunu alan bir aşımız olduğunu gösteren bazı dijital sertifikalarımız olacak. .”

Gates’in bahsettiği “dijital sertifikalar”, MIT ve Rice Üniversitesi’ndeki araştırmacıların aşı kayıtlarını tutmanın bir yolu olarak üzerinde çalıştıkları insan tarafından implante edilebilen “QUANTUM-DOT TATTOOS”. Geçen yıl Aralık ayında, iki üniversiteden bilim adamları, Bill Gates’in aşılanmamış olanları belirleme sorununu çözme konusunda onlara yaklaştıktan sonra bu kuantum nokta dövmeleri üzerinde çalıştıklarını açıkladılar.

Kuantum-nokta dövmeler, biyo-uyumlu, mikron ölçekli kapsüllerin içine gömülü bir aşı ve floresan bakır bazlı ‘kuantum noktaları’ içeren çözünebilir şeker bazlı mikroiğnelerin uygulanmasını içerir. Mikroiğneler cilt altında çözündükten sonra, uygulanan aşıyı tanımlamak için örüntüleri okunabilen kapsüllenmiş kuantum noktalarını bırakırlar.

Kuantum-nokta dövmeler, Microsoft’un resmi olarak tanınan bir kimlik olmadan yaşayan 1 milyardan fazla insanın sorununu çözmek için iddialı bir proje olan Bill Gates’in ID2020 adlı diğer girişimi ile desteklenecek. ID2020 bunu dijital kimlik yoluyla çözüyor. Şu anda, dijital kimliği uygulamanın en uygun yolu akıllı telefonlar veya RFID mikroçip implantlarıdır. İkincisi Gates’in olası yaklaşımı sadece fizibilite ve sürdürülebilirlik nedeniyle değil, aynı zamanda 6 yıldan fazla bir süredir Gates Vakfı insan tarafından implante edilebilir mikroçip implantları içeren başka bir projeye fon sağladı. MIT tarafından da öncülük edilen bu proje, kadınların vücutlarındaki kontraseptif hormonları kontrol etmelerine izin verecek bir doğum kontrol mikroçip implantıdır.

ID2020’ye gelince, Microsoft bunu görmek için, diğer dört şirketle, yani; Accenture, IDEO, Gavi ve Rockefeller Vakfı. Proje Birleşmiş Milletler tarafından destekleniyor ve BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri girişimine dahil edildi.

ID 2020 - yeni dünya düzeni - mikroçip ve coronavirüs

Bill Gates ve ID2020’nin bunları nasıl uygulayacağını görmek ilginç olacak, çünkü birçok Hristiyan ve şaşırtıcı bir şekilde artan sayıda Müslüman, mikroçipleme fikrine ve herhangi bir vücut invaziv tanımlama teknolojisine karşı çıkıyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı Hristiyan yasa koyucular ve politikacılar insan mikroçiplemenin her türünü yasaklamaya bile çalıştılar.[5]

Tıpkı hayvanların kulaklarına vurulan aşı damgası gibi fakat dijital ve bu aşı içerisinde takip cihazı da barındırıyor. Yani uzaktan yerini nerede olduğun bulunabiliyor. Sadece bu da değil, kadınlardaki doğum oranını azaltmayı hatta durdurmayı hedefliyorlar. Henüz insan avı yok. Sen de çok önemli birisi değilsin ama nüfus fazlalığı var ve bu küresel elitlerin çok canını sıkan bir konu, bu yüzden sen, ben, o, kısacası küresel baronların ailesinden olmayan ya da onlara hizmet eden politikacı ve iş adamlarından olmayan herkes potansiyel düşmandır.

Bu nokta dövme konusu daha önce 2018 yılında Microsoft’un kendi sitesinden öve öve duyurduğu “Akıllı Dövme (Smart Tattoos)” mevzusunun evrilmiş versiyonudur.[6] Vücuda yapılacak dövme ile Bluetooth bağlantısı, Tv bağlantısı gibi özellikleriyle parlatılan bu proje yerini karanlık yüzü ID 2020’ye bıraktı.

Yapay zeka, Transhümanizm, Coronavirüs ve İmplant Çipler konusuna kısaca değinmeye çalıştıktan sonra gelelim 5G mevzusuna, 5G ve Coronavirüs’ün arasında bir ilişki olduğunu savunanlar bulunmakta. Bilindiği 5G hız bakımından çok etkileyici bir teknoloji ama dezavantajı şu, baz istasyonları yani radyasyon yayacak vericilerin arasının çok sık olması gerekiyor, yoksa o övülen hız çok ciddi düşüşler yaşıyor.

 

Coronavirüs ve 5G ilişkilendirilmesinin sebebi ise virüs salgınının Wuhan’da başlaması oldu. Çünkü 5G’de ilk olarak orada denendi ve faaliyete girdi. Daha sonra ise İtalya’da 5G’ye geçti. Salgının İtalya’da yoğun görülmesiyle de bu teori daha çok konuşulur halde geldi. Hatta bir diğer iddiaya göre kendini aşı ve hayır(!) işlerine adayan Bill Gates’in 5G teknolojisinin yaydığı dalgalar ve aşılar vasıtasıyla virüsün ortaya çıktığını iddia edenler de bulunmakta. İşte o iddialardan bazıları;

Daha önce toplu kuş ölümleri, 2015 yılında Kazakistan’da yaşayan Sayga antiloplarının neredeyse dörtte birinin üç gün içinde ölmesi gibi mevzularda 5G hakkında şüpheleri arttırmaktadır.

Beşinci nesil mobil ağ ya da kısa adıyla 5G (5th Generation), yüksek frekans ve yüksek bant genişliği kullanıyor. 10 Gbit hızda ve çok düşük gecikmeye sahip internet sağlayabilen 5G, 6 ila 300 GHz frekanslarda çalışabiliyor.

Bu da 5G’nin, 4G’den yaklaşık 1000 kat daha hızlı olması anlamına geliyor. Ancak bu tarzda yüksek veri transferi yapılabilmesi için 5G baz istasyonlarının 4G’ye oranla daha sık döşenmesi ve ortalama her 150 metrede bir güçlendirici antenlerle desteklenmesi gerekiyor. 5G’nin yaydığı radyasyon miktarının incelenmesi için ortak bildiri yayınlayan Uluslararası EMF (Elektro Manyetik Alan) Bilim İnsanları Kurulu’nda görevli 240’ı aşkın araştırmacı 5G ile birlikte insan ve hayvan sağlığının tehlikeye gireceğini söylüyor.

5G, yeni nesil kablosuz telefon teknolojisi Çin Mobil Araştırma Enstitüsü (CMRI) tarafından başarıyla tamamlandı. 2020 yılında dünyada faaliyete geçmesi bekleniyordu. ABD merkezli küresel medya, geçen yıl ısrarla 5G’nin sağlığa kötü etkisi olduğunu ve öldürücü kanser-grip benzeri semptomlara neden olduğunu yazmaya başladı. Şunu da yazdılar: 5G sadece 4G’den sonraki yeni nesil mobil bağlantı değil; özellikle askeri teknoloji; bir biyolojik silahtı bu. Ayrıca bu yazılar ortada dolaşırken, Coronavirüs henüz ortada yoktu.

Türkiye’de 5G Altyapısı için Savunma Sanayii Başkanlığı, ASELSAN ve çok sayıda yerli firmanın katkılarıyla yerli baz istasyonu ULAK’ı geliştirdi. ULAK baz istasyonları Türkiye’de halihazırda 500’ü aşkın noktada aktif olarak kullanılıyor, bu rakam size fazlamı geldi? Oyleyse İtalyadaki 5G altyapısı ile karşılaştırmayı bir deneyin, tabi sonrada enfeksiyon vakalarının kabaca bir orantısını kurun, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

 

Ulak - Coronavirüs - 5G

Virüs öncesinde yapılan açıklamalarda, Türkiye’de ise 5G testi ilk olarak Mart 2020’de yeni inşa edilen İstanbul Havalimanı’nda başlayacak, Haziran 2020’de ise ülke genelinde kullanıma açılacaktı. Türkiye’den tekrar Avrupa’ya dönelim.

AB topluluğu parlementosu, Bilim adamlarının yaptığı bu önemli çağrıya hiçbir zaman yanıt vermediler ve görmezden geldiler, Dipnotlerda bağlantısını verdiğim orijinal dökümanda[7] Tehlikenin farkına varabilmemiz için Her ülkeden imza veren bilim adamlarının isim listesini görebilirsiniz. Dökümandaki çağrılar ise beş maddede şu şekilde;

AB’ye ısrar ediyoruz:

1) Bağımsız bilim adamları 5G ve RF-EMF’nin (2G, 3G, 4G ve WiFi ile birlikte 5G) neden olduğu toplam radyasyon seviyelerinin vatandaşlar için zararlı olmayacağını garanti edene kadar 5G RF EMF genişlemesini durdurmak için tüm makul önlemleri almak özellikle bebekler, çocuklar ve hamile kadınlar ve çevre için.

2) Tüm AB ülkelerinin, özellikle de radyasyon güvenliği ajanslarının, 1815 sayılı Kararı takip etmelerini ve öğretmenler ve doktorlar da dahil olmak üzere vatandaşları RF-EMF radyasyonundan kaynaklanan sağlık riskleri, özellikle içinde ve yakınında kablosuz iletişimin nasıl ve neden önleneceği konusunda bilgilendirmek Örneğin, günlük bakım merkezleri, okullar, evler, işyerleri, hastaneler ve yaşlı bakım evleri.

3) Sağlık risklerini yeniden değerlendirmek üzere, çıkar çatışması olmayan1 bağımsız, gerçekten tarafsız EMF ve sağlık bilimcilerinin AB görev gücünü derhal, endüstri etkisi olmadan atamak ve:

a) AB içindeki tüm kablosuz iletişim için yeni, güvenli “maksimum toplam maruz kalma standartları” hakkında karar vermek.

b) AB vatandaşlarını etkileyen toplam ve kümülatif maruziyeti incelemek.

c) AB’de vatandaşları, özellikle bebekleri, çocukları ve hamile kadınları korumak için her türlü EMF ile ilgili olarak yeni AB “maksimum toplam maruz kalma standartlarını” aşmanın nasıl önleneceğine dair reçete / uygulama kurallarını oluşturmak.

 

4) Lobi kuruluşları aracılığıyla kablosuz / telekom endüstrisinin AB yetkililerini Avrupa’daki 5G de dahil olmak üzere RF radyasyonunun daha fazla yayılması konusunda karar vermeye ikna etmesini önlemek.

5) Kablosuz yerine kablolu dijital telekomünikasyonun desteklenmesi ve uygulanması.

AB’de yaşayanları RF-EMF’ye ve özellikle 5G radyasyonuna karşı korumak için hangi önlemleri alacağınızla ilgili olarak ilk bahsedilen iki imza sahibine en geç 31 Ekim 2017 tarihine kadar bir yanıt bekliyoruz. Bu itiraz ve yanıtınız herkese açık olacak.


Saygıyla sunulur,

Rainer Nyberg, EdD, Profesör Emeritus (Åbo Akademi), Vasa, Finlandiya (NRNyberg@abo.fi)

Lennart Hardell, MD, PhD, Profesör (doç) Onkoloji Bölümü, Tıp ve Sağlık Fakültesi, Üniversite Hastanesi, Örebro, İsveç (lennart.hardell@regionorebrolan.se)

İmzalayanları 2017 yılı sonuna kadar aşağıdaki listeye ekleyeceğiz. İmzalayanlar ve itirazın güncellenmiş listesi daha sonra bulunabilir.
 

Avrupa’da hakikatli doktorlar bile 5G konusunda bu kadar tereddüt sahibi ve zararları konusunda çekinceli iken bu konuya sadece teknoloji nimeti olarak bakmak biraz ahmakça gelmekte. Ama küresel baronların bu teknolojiyi yaymak istedikleri aşikâr. Çünkü 5G üzerine olumsuz konuşan herkesi ya sindiriyorlar, ya da itibarlarını zedeliyor ya da açıkladıkları bilimsel verileri görmezden geliyorlar.5G mikrodalganın ne yapabileceğini anlamayanlar için: İşte resimde 95GHz’de çalışan ve milimetre dalgaları kullanan bir isyan silahı. 2 saniyelik bir odaklama ile cildinizi 60 dereceye kadar ısıtacaktır, şimdi bu mobil cihazın devasa bir istasyon olduğunu ve koskoca bir şehire maksimum kapasite ile sadece 1 dakika odaklandığını hayal edin! Üstelik 5G baz istasyonları 300 GHz de çalıştırılabilir.

İsyan silahı - 5g- dalga silahı - sadecegercek.net

Öte yandan bu teknolojiye karşı alternatif korunma metodları geliştirilmesi, en azından evde, işte daha doğrusu gündelik yaşamda zararı minimuma indirecek korunma yöntemleri bulunması, biz normal insanlar için elzemdir. Bu konuda bir diğer yazımız olan Coronavirüs ve 5G adlı yazımızı aşağıdaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz.

 

Coronavirüs gizli ve test edilmiş bir silah mı 5G teknolojisi ve Coronavirüs ilişkisi - Sadece Gerçek

 

Tavsiyeler ve Sonuç

Dünya üzerinde iki şey vardır ki, dünyanın düzeni bunlar üzerinedir. Birincisi nesil, ikincisi ise ekindir.

Nesil; akrabalıkları, evlilikleri ve insan ilişkilerini doğrudan etkileyen bir etkendir. Bunun bozulması ile evlilikleri, akrabalıkları ve insan ilişkilerini bozar. Bu da kan, gözyaşı ve kargaşanın temelini oluşturur.

Ekin ise; insanın temel besin gıdaları arasında yer alır. Ekinin temeli ise buğdaydır. Buğday ise evlerimizdeki ekmek, poğaça, börek gibi bolca tüketilen gıdaların ham maddesi olan unu, bizlere sağlar.

Ancak unu da kepeğinden, yani sağlıklı kısmından ayırarak, asıl besleyici kısmından ayırdılar. Ekmeklere ve makarnalara gereğinden fazla gluten koyarak, insanları hamur işlerine bağımlı hale getirdiler. Sonucunda ise ekmeğe ve hamur işlerine doymaz hale getirildik.

Yetiştirilen sebze ve meyvelere kimyasal ilaçların etkisinin yanında, sebze ve meyvelerin genleriyle oynanması ile hibrit, yani kısır tohumlar üretildi. Bu daha fazla tohum satışı için yapılan bir hamledir. Peki ama bu genleri değişen tohumlar, insan vücudun da nasıl bir tepkimeye yol açıyor? Belki de kanser kısırlık gibi günümüzün en büyük sıkıntısı olan Coronavirüs’e karşı vücudunun bağışıklığı düşük olanların ölmesi altında böyle tepkimeler yatıyor.

ABD ve İngiltere’den neslin bozulması ile ilgili bir örneği sizinle paylaşmak istiyorum.

Azalmakta olan ergen doğum oranlarına rağmen ABD’deki her altı ergen anneden neredeyse beşi evli değil; 1960’ta bu oran altıda birdi. İngiltere’de, tüm gebeliklerin yüzde 57’si herhangi bir evlilik ya da medeni birliktelik dışında gerçekleşti.[8]

Büyüklerin bir sözü vardır: İnsan ne yerse odur. İnsan helal mi haram mı yiyor önce buna bakmalı. Sonra da sağlıklı mı değil mi onu araştırmalı. Sırf maliyeti düşürmek, karı arttırmak için insan sağlığını hiçe sayan bir sürü firma var. Üstelik bunların hepsi dandik firmalar değil.

Demek istediğim şudur: Yapabiliyorsan sebze, meyve ve hayvanını kendin yetiştir. Özellikle erkekler köy tavuğu haricinde tavuk yemesin.Yapamıyorsan bunların doğalını bulmaya çalış, onu da yapamıyorsan hazır gıdalardan, yani dondurulmuş, işlenmiş ve fabrikasyon gıdalardan elinden geldiğince uzak dur.

Küreselcilerin sloganıdır “Ordo ab Chao” yani kaostan gelen düzen. Virüs ve savaş sonucunda kaos, kıtlık ve kıyım geleceği aşikâr. Sonrasında ise yeni düzeni küreselciler kuracak. Yazacaklarımdan bazıları ütopik gelse de yapabildiğiniz kadarını Uzun vadeli planlar için altın alın, kâr ya da zarar düşüncesi ile değil. İmkanı olanlar varsa, evinin altında, yer altına üç dört farklı yere çıkışı olan bir sığınak yapsınlar. Bu sığınak 6 ay boyunca kalabilecek şekilde dizayn edilmesi gerekli. Bunun yanında temiz içme suyu hayati öneme sahip. Barajların kirlenmesi ihtimaline karşı, yer altında temiz su ihtiyacı için gerekli su kaynağı ve bunu arıtma sistemleri de bulundurulması gerek. Yine son tüketim tarihi uzun olan konserve, bisküvi, kraker tarzı ürünler depolamalı.

Her türlü hastalığa karşı ilaç ve medikal ürünleri de bulundurmalı. Yakın dövüş sporlarını öğrenmeli, yeryüzüne vücut ısısını göndermeyi engelleyecek bir yalıtım malzemesi ile sığınak izole edilmeli. Bunun yanında ani gelişen olayalara karşı oksijen tüpleri ve gaz maskeleri bulunmalıdır. Sığınak dışına çıkmak zorunda kalınırsa, çıkarken yanına alacağınız; su, gıda, çadır, silah ve yaşamınızı kolaylaştıracak önemli ekipmanların bulunduğu acil durum çantası bulundurmalıdır.

Dışarıya çıkmak zorunda kalındığı için doğada yaşamayı öğrenme, yakın dövüş sporları da çok önemlidir. Dışarıya çıkılırsa bir bölgede sürekli kalmamaya özen gösterin, sık yer değiştirin, eğer tek değilseniz, nöbetleşe uyuyun gibi birçok öneriler sunulabilir.

Bu önlemlerin yanısıra, bu virüsün küresel patronların bir projesi olduğunu düşünüyor ve nüfus azaltma ve kitlesel sömürü projelerinin bir evresi olduğunu düşünüyorum. Neticede bu küresel patronların hedefi, Tek dünya devleti’dir. Bunun oluşması içinse, bütün ülkelerin birleşmesini sağlayacak tehlike ve zorluklar olmalıdır. Yukarıda söylediklerimi uzun zamandır söylüyorum. Elbette yukarıda yazılan önlemlerin hepsini yapabilmek mümkün değil fakat elimizden geldiği kadarını yapmak ve hazırlıklı olmak en iyisidir.

Bütün olanların altında planlanan gerçek şudur; Salgın hastalıklar, savaşlar, doğum kontrolü ve kısırlaştırma ile nüfus azaltımı. Bununla birlikte sınıfsal statüyü efendiler ve köleler olarak yapılandırma ve egemenliklerini daha da pekiştirerek inandıkları değerleri(!) yerine getirme gerçeği bulunur.

Coronavirüs aşısı ve ilaç şirketleri

Coronavirüs aşısını evimden zorla alıp götürüp vurmadıkları sürece vurunmayacağım. Buradan şunu da belirteyim. Kimseye vurun ya da vurunma demiyorum. Ama bu kadar pisliğin, rezaletin döndüğü bu aşı sektöründe, hele bir de işin içinde Bill Gates gibi Rockefeller gibileri varsa o aşıyı vurunmamak istemem gayet doğaldır. Size ilaç şirketlerinden sadece bir tanesinin yaptığı rezaleti örnek vereyim. İşte o rezalet;

İngiliz ilaç üreticisi GlaxoSmithKline, bir kısım ilaçlarını kanunsuz şekilde pazarladığı için 2012 yılında ABD’de 3 milyar dolarlık cezaya çarptırılmıştı. Çin pazarında doktorlara, hastanelere, devlet görevlilerine rüşvet verirken suçüstü yakalanmıştı. Çin’de ilaç pazarı senede %20 büyüyor ve burada büyük ilaç firmaları için çok güzel bir gelir var. Çin pazarında ilaç piyasasında promosyon ve çeşitli ödemeler altında verilen rüşvetin 5 milyar dolara yaklaştığı söyleniyor. (Dr. Joseph Mercola, “Glaxo Says It Will Stop Paying Doctors to Promote Drugs”, 08.01.2014.)

2013 yılı cirosu 12 milyar doların biraz üzerinde ola GlaxoSmithKline, Ocak 2014’te, ilaçlarını desteklemesi ve reçetelerine yazmaları için artık doktorlara ödeme, çeşitli promosyonlar vb. yapmayacaklarını bildirdi. Bu, ilaç endüstrisini yozlaştıran, insan sağlığını tehdit eden uygulamalarla ilgili olarak büyük bir ilaç firması tarafından atılmış ilk olumlu adım denilebilirdi. Ayrıca yıllarca ilaç şirketleri, konferanslarda kendi ürünleri hakkında olumlu konuşma yapmaları için doktorlara para ödüyorlardı. Doktorlar ise ilaç firmalarının temsilcilerinden aldıkları bilgilere güveniyorlardı. (Katie Thomas, “Glaxo says It Will Stop Paying Doctors to Promote Drugs”, The New York Times, 16.01.2014. http://www.nytimes.com/2013/12/17/business/glaxo-says-it-will-stop-paying-doctors-to-promote-drugs.html)

İşin kötü tarafı, insanların yaşamlannı devam ettirmek ve sağlıklarını korumak için aldıkları gıdalar ve ilaçlar bir taraftan insanların sağlığım bozarken, diğer taraftan belli tekeller tarafından adeta bir silah olarak kullanılmaktadır.[9]



Dipnotlar;

1-) Popular Science Türkiye – Sayı 81, Popular Science Türkiye Dergisi
Sayfa 24-25


2-) https://www.wired.com/story/how-ai-tracking-coronavirus-outbreak/

3-) Romatoid artrit eklem iltihabının sık görülen formudur ve eklemlerin içindeki zarda (sinoviyumda) ve/veya diğer iç organlarda iltihaba yol açar.

– Barisitinib; Olumiant markası altında satılan Baricitinib, diğerleri arasında Tümör Nekroz Faktörü antagonistleri olarak adlandırılan RA ilaçları kullanılarak hastalığı iyi kontrol edilmeyen erişkinlerde romatoid artrit tedavisi için bir ilaçtır.

4-) https://www.thelancet.com/journals/landig/article/PIIS2589-7500(20)30054-6/fulltext#.XoEMcN25Tps.twitter

5-) https://biohackinfo.com/news-bill-gates-id2020-vaccine-implant-covid-19-digital-certificates/

6-) https://www.microsoft.com/en-us/research/project/smart-tattoos/

7-) https://ehtrust.org/wp-content/uploads/Scientist-5G-appeal-2017.pdf?fbclid=IwAR3Uku0S_QqF7CM8p1K7ClHphsAP8Tt7WwZaNwA7SryB_f8x1Kd94Xy_Uj4

8 -) Bitik Erkekler, Philip Zimbardo, Sayfa 105

9-) İsmail Tokalak, Dünyada Gıda Terörü, Ataç Yayınları, Baskı: Eylül 2014/İstanbul, Syf: 24

Bizi Takip Edin
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore