Sadece Gerçek logo

İkiz yasalar gerçeği: Türkiye’nin kaderini belirleyecek gizli planlar

İkiz yasalar gerçeği Türkiye'nin kaderini belirleyecek gizli planlar

İkiz Yasalar diye bilinen bu maddeler, çözüm süreci döneminde tehlike arz etmişken, yeni dönemde Osman Kavala, Selahattin Demirtaş gibiler dışarı çıkıp, Türkiye’nin yüzü tekrar batıya doğru dönerse, AKP, CHP ve DEM parti ortaklığı ile tekrar tehlike arz edebilecek duruma gelebilir. Çünkü bu yasaların özü federal bir devlet yapısıdır. Eyaletleri olan, ulus devlet yapısı olmaktan çıkmış bir devlet yönetimi. Hatta bu yönetime ikna için göstermelik toprak kazançları bile olabilir.

Ayrıca bu yasaların dışında yerel yönetimler kanunu da bazı tehlikeler barındırmaktadır. Ama onun konusu bu yazı değildir. Biz ikiz yasaların içeriğine değinelim. Dikkat ! Okumayan çok şey kaçırır. Bu sözleşmenin asıl adı, Medeni ve siyasi haklara ilişkin uluslararası sözleşmedir.

İkiz yasalar gerçeği ve partilerin rolü

25 Nisan 2003’te Dışişleri bakanlığınca hazırlanan ve TBMM Başkanlığına gönderilerek, TBMM’den ikiz yasaları yürürlüğe koyulan bu sözleşme, azıcık kafası çalışan ve ileriyi kestirebilenler gerçeği ayan beyan göstermektedir.

BÖLÜM I

MADDE 1

1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptirler. Bu hak gereğince halklar kendi siyasal statülerini özgürce kararlaştırırlar ve ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini özgürce sağlarlar.

2. Bütün halklar, kendi amaçları doğrultusunda, karşılıklı yarar ilkesine dayanan uluslararası ekonomik işbirliği ve uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerine halel getirmemek kaydıyla, kendi doğal zenginlik ve kaynaklarından özgürce yararlanabilirler. Bir halk hiçbir durumda, kendi varlığını sürdürmesi için gerekli olanaklarından yoksun bırakılamaz.

3. Özerk olmayan ve Vesayet altında bulunan ülkelerin yönetilmesinden sorumlu olan Devletler de dahil, bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, Birleşmiş Milletler Yasası’nın hükümleri uyarınca, halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkının gerçekleştirilmesini kolaylaştıracaklar ve bu hakka saygı göstereceklerdir. (1)

İkiz yasaların tehlikesi nedir?

Bu maddeler geçmişte Kürdistan tehlikesiyle ilişkilendirilse bile aslında göçmen nüfus bakımından son on yılda milyonlarca göçmene ev sahipliği yapan Türkiye için çok tehlikeli bir hâl almaya başlamıştır. Ama burada bir gerçek daha var. Bu sözleşmenin gerekçesinde şöyle bir gerçek daha belirtiliyor; Bu sözleşmeyi 191 Birleşmiş Milletler üyesinden 148 tanesi kabul etmiş ve diğerleri bu sözleşmeyi kabul etmemiştir. Dolayısıyla imzalama zorunluluğu olmayan bir sözleşmedir. Yine bu sözleşmenin imzalanış amacının Avrupa Birliği müktesebatına uymak, yani Avrupa Birliği için imzalandığı belirtiliyor. Şimdi gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere.

Bu sözleşme, ülkemizde henüz yasalaşmamışken, 15 Ağustos 2000’de baştaki Türkiye hükümeti tarafından imzalanıyor. O zaman ki hükümet ise elbette herkesin bildiği, ANAP, MHP ve DSP koalisyonuydu.

Bu demek oluyor ki bu sözleşmeyi meclisin ve bakanlar kurulunun gündemine alınması için imzalayan, DSP’nin başı çektiği koalisyon hükümetidir. Yine gerekçe de; Bu sözleşmeye taraf olmanın Avrupa Birliğine üyelik için verilmiş bir taviz olarak, uzun ve orta vadeli ulusal bir plan olarak, 2001’de bakanlar kurulunca alınmış bir karar olduğu vurgulanıyor. Ancak bu şekilde olsa bile dahi, bu birbirinden tehlikeli maddeler yasalaşmadığı için, ayrılıkçı zihniyetlerin tehlikesi büyük değildi ama artık çok büyük. Çünkü bu sözleşme 25 Nisan 2003’te meclise gönderildi ve yasalaşması için oylandı ve Akp tarafından, Avrupa Birliği ve iktidar uğruna yasalaştı.

İkiz yasalar, özerklik, federatif yapı

Ayrıca 2005’te bu sözleşmeye ek protokol eklenerek, idam cezasının tamamen kalkması da kararlaştırıldı. Yetmedi 2006’da bir ek protokol daha eklendi ve bunların hepsi yasalaştı. Aslında bu sözleşmeyi imzalatan ABD ve AB, planın devamında Abdullah Öcalan’ın bile çıkarılması için planlar yaptı. Fakat işler değişti. Arap Baharı denilen operasyon, Suriye’de İran ve Rus ayısının pençesiyle darbe aldı. Planlar değişti.

Great Reset ve İkiz yasalar kesişimi

Kürdistan kartı yerine göçmen kartı öne alındı. Türkiye göç yolları üzerinde olması sebebiyle, Türkiye’ye göç akını başlatıldı. Biliyorsunuz ki 2030 projeksiyonuna göre Dünya Ekonomik Forumu 1.3 milyar insanın mülteci yani göçmen statüsüne düşeceğini tahmin olarak açıkladı. Bunun için kıtlık, savaş, iç savaş, doğal afetler gibi birçok etken de göçlerin tetikleyicisi olacaktır.

 

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Mersin’de 10 Şubat 2024 yaptığı bir konuşmada “Türkiye’nin 2050 yılındaki nüfusu 105 milyon, gelecek bir o kadar misafirimizi de düşünürsek 210 milyon. Bu nüfusun gıda ve ihtiyacını karşılamamız gerekecek.” ifadelerini kullandı. (2)

Ancak bu ifadeler, insanlardan tepki topladı ve Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak;

“Bu rakamları ifade ederken kullandığım ‘misafir’ kelimesinin bazı sosyal medya haber ve yorumlarında çarpıtıldığını veya farklı anlamlandırıldığını gördüm. Konuşmamın bütününe ve bağlamına bakıldığında ‘misafir’ ifadesinden açık şekilde ‘turist’leri kast ettiğim görülmektedir ki turizm sektöründe genellikle bu ifade kullanılmaktadır.” söyledi. (3)

Artan göç dalgası ve Türkiye’nin en ucuz turist ülkesi olmaktan çıkmaya başladığı, turizmin Yunan adalarına kaydığı bir dönemde bu açıklamaya inanıp inanmamak okuyucuya kalmıştır.

Osmanlı devletine büyük ihanet

Sultan 2. Abdülhamid Rusya ile İngiltere ve Fransa’nın rakip olduğunu biliyor, bunları zaman zaman birbirine karşı kullanıyordu. Hatta bunlar birbirleri ile anlaştığında da Almanya’ya yakınlık göstererek durumu dengelemeye çalışıyordu. Ama hiçbirine dost değildi. Sadece zaman kazanmaya çalışıyordu.

Bu bir süre böyle gitti ta ki Reval görüşmelerine kadar… Bugün ki Estonya topraklarında yapılan gizli görüşmeyle İngiltere ve Fransa, Rusya ile anlaşıp Osmanlı topraklarını parçalamaya karar vermişlerdi. O zamana kadar Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü, sömürgeleri tehlikeye girmesin diye isteyen İngiltere bile, Osmanlı’yı parçalama için öne atılmıştı. Düşman görünen İngiltere ve Rusya’nın çıkarları için nasıl dost olduğunu ve Osmanlı’ya beraber saldırdığını gösteren tarihi bir vakadır.

Bugün Rus-ABD rekabeti, Çin-ABD rekabeti, Şangay-NATO rekabeti sizi aldatmasın. Çıkarları için ortak paydada buluştuklarında, göçmen kartını ve bu ikiz yasaları kullanarak Türkiye’nin içindeki azınlık ve etnik unsurların devletleşme, özerkleşme yolunu da açarlar. Aynısını Osmanlı topraklarında yaşayan Sırp, Ermeni Rumları ayaklandırırken de yaptılar. Dışarıda rekabet etmelerine rağmen Osmanlı devletini parçalamak için birlikte hareket ettiler. Şu anda bunun önündeki engellerden biri ise Türkiye’nin hâlâ sosyo kültürel ve askeri açıdan güçlü bir devlet olması, halkında devlet bilincinin olması, NATO üyesi olması ve üniter devlet yapısında olmasıdır.

Ancak nüfus ve demografik yapı bozuldukça, bu bilinç zamanla yok olma tehlikesi geçirecek ve başka önemli sorunlar gün yüzüne çıkacaktır.(4) Şu konjonktürde federatif bir yapı, seküler de olsa hilafet denemesi, NATO üyeliğinden atılma gibi olayların önünü açabilir. Ve not edin biz Ruslarla er ya da geç savaşacağız. Ve bu Suriye üzerinden patlak verecek.

 

Dipnotlar

1-) https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c016/tbmm22016089ss0150.pdf

2-) https://www.sondakika.com/ekonomi/haber-bakan-yumakli-misafir-kelimesi-carpitildi-16842954/

3- https://www.sondakika.com/ekonomi/haber-bakan-yumakli-misafir-kelimesi-carpitildi-16842954/

4- https://www.tv5.com.tr/afet-bolgesinde-demografik-yapi-ve-ikiz-yasalar-endisesi

Bizi Takip Edin
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore